
Gökgerdan - Sayı 2
Editörün Notu
Sevgili dostlar, “Her şey bitecek gibi olur / Ama son sözü hep alınyazısı söyler” diyerek bitirmiştik önceki sayımızı. Gerçekten neredeyse bitecek gibi oldu. Fakat sonra, alınyazısı “henüz değil, henüz bitmemeli” dedi. Daha söylenmesi gereken, konuşulmadan çözülmeyecek çok şeyin olduğunun farkındayız. Yahut acaba hepimiz farkında mıyız? Çağımızın en büyük sorunları bir yanda dursun, en yakınımızın ve en iç dairemizin iletişimsizlikle, yanlış anlamalarla, kendi fikrimize ve zannımıza dağlar kadar güvenmemizle solmaya yüz tuttuğunun farkında mıyız? Bu sebeple ası doğruları, bilmediğimiz durumları kaçırdığımızın ve yine bu sebeple hem bize yakın olanlara hem de kendimize zulmettiğimizin farkında mıyız? Kuşlar susmamalı, işte bunda hepimiz hemfikiriz. Suskun bir kuşun hayali hepimizi mahzun eder. Öyleyse kalplerimize, yani kendi özyurtlarımıza dönelim. Nasıl olduğumuzu merhum Sezai Karakoç gibi “Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır” diyerek araştıralım. Gönlümüzün kuşları ötsün, vesveseler sussun, bir seher vakti hoşâmedîsinde buluşalım ve birbirimize dualar hediye edelim, güzel olmaz mı? Bir önceki sayımızda olduğu gibi bu sayımızda da yazarlarımız yaşadıkları kimi zaman hüzünlü kimi zaman neşe veren ama hepsinde bir imtihanı yaşayıp ibret edinen kalplerini, okuyanlara açma cesareti göstererek bizlere en kıymetli şeylerini yani duygularını ve zamanlarını sundular. Hem onlara bu cesaretleri için hem de siz okurlarımıza bizlere hoş geldiğiniz için teşekkürlerimi sunarım.




