
Mim - Numero 9
Nota del editor
Kışın o ağır, içe dönük perdesini aralayıp baharın tazeleyici nefesine gözlerimizi açtığımız 9. sayımızla yeniden huzurlarınızdayız. Tabiatın uyanışına, toprağın canlanışına şahitlik ettiğimiz bu bahar sayısı, tıpkı mevsimin kendisi gibi kalplerimizin derinliklerindeki tomurcukları da yeşertme gayesi taşıyor. Her bahar, yeryüzünü olduğu kadar ruhumuzu da ısıtan bir güneşle başlar. Biz de bu sayımızda, hayatın tam kalbine dokunan; bizi kimi zaman derin bir sükûtun koynuna bırakan, kimi zaman ise varlığın ve yokluğun ötesine, o dervişane hiçlik makamına doğru uzun bir yolculuğa çıkaran eserlere yer verdik. İnsan olmanın en kırılgan hallerini, hastalık perdesinin arkasında gizlenen şifayı ve hayatın en güzel hediyesi olan o kalbi karşılaşmaları kelimelerin gücüyle ilmek ilmek işledik. Baharın gelişiyle tabiatın geçirdiği o muazzam dönüşüm, insan ruhunda aşkın farklı mevsimleri olarak yerini bulur. Yeni sayımızın sayfalarında, hem bu dönüşümün zarafetini hem de çağın dayatmalarına karşı duran vakur bir yalnızlığı bir arada bulacaksınız. "Her bahar bir uyanıştır; hem toprağın hem de kalbin..." Mürekkebin şifasına ve kelimelerin asaletine inanan tüm okurlarımız için derinlikli, sakin ve bir o kadar da umut dolu bir seçki hazırladık. Baharın, içinizdeki umudu daima taze tutması temennisiyle... Keyifli okumalar
Mim - Issue 9 Summary
automatedSummarySubtitleMim dergisinin Mayıs 2026 tarihli 9. sayısı, Genel Yayın Yönetmenliğini ve editörlüğünü Esma Güç Çınar'ın üstlendiği edebi kadrosuyla, insan ruhunun ve modern yaşamın çelişkilerini derinlemesine ele alıyor. Sayının görsel dünyasını Demet Böyük'ün grafik tasarımı ve Emine Yıldırım'ın çizimleri şekillendiriyor. Eserde öne çıkan ilk metin, Esma Güç Çınar'ın kaleme aldığı 'Beklentisizlik Zorbalığı' başlıklı denemedir. Yazar, modern psikolojinin insana dayattığı 'beklentisiz olma' halini sorgulayarak, kırılmanın, üzülmenin ve beklenti içinde olmanın insanı robotlaşmaktan kurtaran asli hasletler olduğunu savunuyor. Sophia Jamali Soufi, 'Güneş' ve 'Karşılaşma' adlı şiirlerinde mesafeleri, ışık köprülerini ve sabahın gizemli uyanışını lirik bir dille işlerken, Osman Akçay 'Aşkın Mevsimleri' başlıklı hece vezniyle yazılmış şiirinde Seğmenoğlu mahlasıyla hasret, vuslat ve sabır temalarını geleneksel bir estetikle harmanlıyor. Zeynep Yardımcı, 'Hastalık Perdesine Bir Bakış' adlı makalesinde, hastalığın sadece bedensel bir zayıflık değil, insanı tefekküre ve özünü sorgulamaya yönelten ilahi bir hediye olduğunu felsefi bir düzlemde tartışıyor. Sayının en dikkat çekici kurgusal metinlerinden biri olan Zümrüd-ü Sabah imzalı 'Hiçlik Makamına Yolculuk', genç hattat Mansur ile Pir Ebu Zer arasındaki tasavvufi diyaloğu merkezine alıyor. Eşinin vefatıyla sarsılan Mansur'un, 'Lâ' harfini yazarak kendi benliğini yok etme ve hiçlik makamına ulaşma serüveni, 'Aşk=Vuslat-Benlik' formülüyle nihayete eriyor. Aynı yazarın 'Mürekkebi Yaralı Sükût' şiiri ise ayrılığın ve kederin ruhun mahrem odalarındaki yansımasını estetik bir dille aktarıyor. Mim, somut edebi tahlilleri ve derinlikli insan analizleriyle dikkat çeken bir sayı sunuyor.
highlightsTitle
- ✦Esma Güç Çınar'ın kaleminden modern insanın beklentisizlik dayatmasına karşı duruşu
- ✦Zümrüd-ü Sabah'ın derviş Mansur ve Pir Ebu Zer üzerinden kurguladığı Hiçlik Makamına Yolculuk anlatısı
- ✦Zeynep Yardımcı'nın hastalık, şifa ve tefekkür ilişkisini ele alan felsefi incelemesi
- ✦Sophia Jamali Soufi ve Osman Akçay'ın hasret, vuslat ve aşkın mevsimlerini işleyen şiirleri







