
Temkinli Hüzünler
Temkinli Hüzünler, ikinci sayısında insan ruhunun en kuytu köşelerindeki kırgınlıkları, yarım kalmışlıkları ve sessiz vedaları öykülerin gücüyle sahneye taşıyor.
Temkinli Hüzünler Ikhtisar & Ringkasan
Temkinli Hüzünler, ikinci sayısında insan ruhunun en kuytu köşelerindeki kırgınlıkları, yarım kalmışlıkları ve sessiz vedaları öykülerin gücüyle sahneye taşıyor.
Temkinli Hüzünler dergisi, Kasım-Aralık 2024 tarihli ikinci sayısıyla edebiyat dünyasındaki yerini sağlamlaştırıyor. Genel yayın yönetmenliğini, editörlüğünü ve görsel tasarımını üstlenen Hûmeyra Çavdar ile son okumasını gerçekleştiren Zeynep Dabak’ın editoryal titizliği, sayının bütününde hissediliyor. İki aylık öykü dergisi kimliğiyle yayınlanan bu sayıda, insan ilişkilerinin kırılganlığı, kaderin kaçınılmazlığı ve melankoli somut anlatılar üzerinden derinlemesine inceleniyor. Kağan Akeren, 'Bir Çift Lacivert Yün Çorap' öyküsünde Demir ve Nihal karakterleri üzerinden evlilikteki sessiz yabancılaşmayı, bavul ve fermuar metaforlarıyla somutlaştırarak aktarıyor. İpek Seyhan, 'Ve Hayata Yürümek' adlı çalışmasında tekerlekli sandalyeye mahkûm Yaşar’ın ameliyat masasında sonlanan trajik umudunu ele alırken; 'İpekçi’nin Oğlu' öyküsünde ise Bursa Koza Han ve Gölyazı’nın mistik atmosferinde, Herodot ile amansız bir hastalığa yakalanan İpek’in hüzünlü aşkını Ağlayan Çınar’ın tanıklığında betimliyor. Muhammet Baran Aslan, 'Adam', 'İnsan, Doğum ve Kabir' ve 'Her Doğum Ölmek İçinmiş' başlıklı üçlemesinde; hamilelik, uyuşturucu bağımlılığı, ölümcül trafik kazaları ve doğum esnasında kaybedilen hayatlar gibi sarsıcı temaları cesurca işliyor. Hümeyra Çavdar, 'Çat Kapı Giden ya da Gelen Asuman' öyküsünde fırıncı Ayhan Usta’nın Park Yokuşu’na duyduğu melankolik bağlılığı ve ev sahibi Hikmet Yücel ile olan diyaloglarını anlatırken, Gökhan Erdem 'Bu Hikayenin Gecikecek Kahramanı'nda ironik bir dille kutlanamayan bir doğum gününün absürtlüğünü kurguluyor. Dergi ekibinde yer alan Kağan Akeren, İpek Seyhan, Muhammet Baran Aslan ve Gökhan Erdem’in kaleminden çıkan bu nitelikli öyküler, insan ruhunun en karanlık ve temkinli hüzünlerini edebi bir potada eritiyor.
