
Vaveyla - Numero 9
Note de la redaction
Vaveyla’ya İthafen: En çok sorulan o malum soru: Neden Vaveyla? Biz şairler sanat için veya toplum için yazanlar olarak anılırız. Ancak doğrusu şüphesiz şudur: Şair kendi için yazar. Kendi sesi olmak için yazar, söyleyemediklerini yazıya döker. Bu satırlarda bazen hüzne, bazen aşka bazen özleme ve daha nicesine rastlarız. Satırlarda gördüğümüz şey bir feryat ise, işte biz tam olarak buna "vaveyla" deriz. Vaveyla kelimesi, Arapça kökenlidir ve Türkçeye Arapça’dan geçmiştir. Anlamı: çığlık, feryat figan... Ancak halk arasında sessiz atılan çığlıklarımızı nitelemek için kullanılır. Biz şairlerin vaveylaları, şiirleridir. Necip Fazıl’ın vaveylası "Çile"dir. Orhan Veli’nin vaveylası "Anlatamıyorum"dur. Attilâ İlhan’ınki ise "Ben Sana Mecburum"dur... Peki insanoğlunun vaveylası nedir? Söylemek isteyip içinde bastırdıkları, bir annenin gözlerindeki yorgunluğu, babanın ellerindeki nasırlarıdır. Filistin’deki çocukların annelerinin ellerini ölmelerine rağmen bırakmayışı, bir kadının katilinin yüzüne çaresiz gözü yaşlı bakışı… Bunların hepsi, içinde bulunduğumuz bu dünyadaki sessiz çığıklarımız, vaveylalarımız değil midir? Bizim sessiz çığlıklarımız, acılarımız; hayatla olan savaşımızdır… Çok küçükken dergileri yeni öğrendiğimde kendime bir söz verdim: Benim de bir dergim olacaktı büyüyünce. Büyüdüm ve hayalimden asla kopmadım. Bir dergi kurayım ve bu herkesin vaveylası olsun istedim. Genç, yaşlı demeden kalemi kuvvetli, edebi aşkla yaşayan herkes ortak bir noktada buluşsun; bu dergi herkesin kalbine dokunsun, onların yazın dünyasındaki yollarını açsın istedim. Anne, bak şimdi hayalim gerçek oldu. Hani demiştin ya, bir dergin olursa ismini “Vaveyla” koy diye. İşte o gün, bugün. Bugün Vaveyla, edebi aşkla dolmuş ruhlarla çok güzel bir yola girdi. Dilerim ki bu dergi herkesin vaveylası olsun; herkesin ruhundaki yükleri toplasın, satırlara döksün. Biliyorum ki bizim yanımızda kendini sanata ve edebiyata adamış siz okurlarımız, ekip arkadaşlarımız, sevdiklerimiz oldukça biz nice ruhu iyileştirmeye devam edeceğiz. Peki, senin de artık vaveylalarını satırlara dökme veya satırlarda bulma vaktin gelmedi mi?
Vaveyla - Issue 9 Summary
automatedSummarySubtitleVaveyla dergisinin Aralık-Ocak-Şubat dönemine ait 9. sayısı, Genel Yayın Yönetmenliğini ve tasarımını Melek Özten'in üstlendiği edebi ve fikri bir seçki sunmaktadır. Sayıda Nazmiye Komşu, Büşra Çaylar ve Tesnim Matar'ın tasarımları, Ayşe Uyar, Felek Taş, Meltem Mısır, Nur Şevin Teker ve Bade Nur Neser'in çizimleriyle bütünleşmektedir. Edebi feryat ve sessiz çığlık teması etrafında şekillenen bu sayıda, şiir ve nesir dengesi dikkat çekmektedir. Harun Alan'ın "Seni İçimden Atamıyorum" adlı lirik şiiriyle açılan sayfalar, Emirhan Kara'nın "Bir Şehre Geç Kalınmış Veda" başlıklı melankolik anlatısıyla derinleşmektedir. Döne Bilgin "Bayım" şiirinde varoluşsal bir sitemi işlerken, İpek Geçer "İnanç" şiirinde umut sancağını dalgalandırmaktadır. Sinema ve edebiyat eleştirisi alanında, R. Melek Özten'in Luc Besson imzalı "Léon: Sevginin Gücü" filmini yalnızlık ve masumiyet ekseninde inceleyen yazısı ile Ilgın Narinç'in Osman Balcıgil'in "Nahit Hanım" biyografik romanına dair tahlili öne çıkmaktadır. Tasavvufi bir uyanış çağrısı yapan Serdar Şen'in "Uyan" şiiri, İhsan Fatih Polat'ın "Neredesin Nemrûd Yârim?" ve Ayşe Uyar'ın klasik estetiğe göz kırpan "Lâl" şiiriyle estetik bir bütünlük oluşturmaktadır. Ersin Kurt'un "Geçmişti Zaman" ve "İhtiyaç Halinde" başlıklı şiirleri, Eda Ulusoy'un "Zamanın İki Ucu" adlı nesriyle birleşerek zaman kavramını sorgulamaktadır. Fatih Yılmaz "Alın Teri"nde emeği ve tevekkülü işlerken, Stiff Tomris "Her Gün Yeni Bir Başlangıçtır" başlıklı köşe yazısında insan ilişkilerindeki manipülasyonu ve kabullenişi analiz etmektedir. Ceren Birinci'nin "Ebabil" şiiri, Cemal Karsavran'ın "Doyumsuz Sevdalarımla" adlı Akdeniz esintili eseri ve Murat Kaya'nın "Uçurtmanın Kuyruğu" başlıklı kapitalizm ve sömürü eleştirisi içeren makalesi, derginin toplumsal duyarlılığını yansıtmaktadır. Tuana Mazman'ın Hale Asaf ve Attilâ İlhan biyografileri, Zehra Yenen'in "Parmak Uçlarımdan Yükselir Amin Kelebekleri" adlı içsel dökümü, Zeynep Karaçay'ın "Dönüşüm"ü ve Alp Hakan Dal'ın "Tahlil" adlı psikolojik öyküsü zenginliği artırmaktadır. Zeynep Işık'ın "Çorba Tadında Date" başlıklı yazısı dil yozlaşmasına karşı dururken, Dilek Bayram "Aralık-Ocak ve Yeni-Eski Kavramları Üzerine" denemesiyle zamanın geçişini sorgulamaktadır. Büşra Akel'in "Yarım Kalanların Sessizliği" ve Ilbilge Yiğit'in "Vaveyla'nın Kökleri" etimoloji çalışması, sayının entelektüel derinliğini tamamlamaktadır. Bu zengin içerik yelpazesi, okuyucuya hem sanatsal hem de toplumsal bir sorgulama alanı açmaktadır.
highlightsTitle
- ✦Harun Alan, Döne Bilgin ve İpek Geçer'den varoluşsal ve lirik şiirler
- ✦R. Melek Özten'in kaleminden kült yapıt Léon filminin derinlemesine analizi
- ✦Murat Kaya'nın 'Uçurtmanın Kuyruğu' başlıklı kapitalizm ve sömürü eleştirisi
- ✦Tuana Mazman'ın ressam Hale Asaf ve şair Attilâ İlhan biyografileri
- ✦Zeynep Işık'ın 'Çorba Tadında Date' yazısıyla Türkçe ve dil yozlaşması sorgulaması







